|
Sayın Üyemiz
Büyük kentlerde yaşamak, zaman ile yarışı biraz daha öne çıkarır. Çalışan her
insanın en temel sorunlarından birisi de zamandır. Teknolojinin iş ve yaşamı
kolaylaştırıcı olanakları yanında örgütlü ve planlı iş yaşamı zamanı bir değer
durumuna getirmiştir. Zamanı planlama, zamanı doğru kullanma konusunda yapılan
çalışmalar; zamanın önemini vurgulayan anlamlı sözler bulunmaktadır: “Mutluluk
başarıya, başarı ise zamanı doğru kullanmaya bağlıdır", “zaman; aklı, olgunluğu
ve hizmeti artırmak için bize verilmiş en değerli sermayedir" gibi.
İSMMMO Yönetimi ve çalışanlarının temel ilkelerinin başında her zaman zamanı
iyi değerlendirmek ve yönetmek gelmiştir.
Ancak, 16 Ocak 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 395 sıra No’lu “Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği"ne göre zaman, anlaşılması zor ve mantık kurallarını
zorlayan bir biçimde israf edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
413’üncü maddesinde “Mükellefler, Maliye bakanlığından veya Maliye Bakanlığının
bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulamaları"
konusunda ikircikli durumda bilgi isteyebilecekleri, bu kurumların istekleri
hemen karşılayacakları, ayrıca mükelleflerin alacakları yanıtlara göre de cezalı
durumda kalmayacakları, belirtilmektedir.
Mükellef ve vergi sorumlularının kendileri için açık olmayan konulardaki
yazılı sorularının Bakanlık ya da yetkili birimler tarafından yanıtlanması,
başka bir deyişle özelgelerin verilmesi son derece doğaldır. Ancak adı geçen
Tebliği’n 4’üncü maddesi." Özelge Talebinde Bulunabilecekler" başlığı altında
ise
“Mükellefler ile vergi
sorumluları, bunların mirasçıları, yetki belgesine sahip kanuni temsilcileri
veya vekilleri özelge talebinde bulunabileceklerdir.
Odalar ve birlikler
gibi mesleki kuruluşlar, üyelerine bildirmek üzere özelge talebinde
bulunamayacak olup, talebin üyelerin kendileri tarafından yapılması
gerekmektedir." denilmektedir.
Sayın üyemiz,
Bu yaklaşım Odaların, meslek birliklerinin Maliye Bakanlığı’ndan görüş
isteyemeyecekleri anlamı taşımaktadır. Başka bir deyişle, meslek odaları belirli
bir konudaki Bakanlık görüşünü sorup, aldığı yanıtı üyelerine toplu olarak
bildiremeyecektir. SMMM Odaları olarak İstanbul’da onbinlerce, Türkiye genelinde
yüzbinlerce üye tek tek Maliye’ye başvuracak, yüzbinlerce soruya Maliye ya da
yetkili birimin vereceği yanıtlar uygulamaya sokulacaktır.
Bu Tebliği hazırlayanların zorunlu kıldıkları bürokratik işlemin gerektirdiği
zamanı ölçme, değerini belirleme konusunda bir çalışma yaptıklarından
kuşkuluyum. Çünkü asıl amaçları mükellef ve vergi sorumlularının içine
düşecekleri duruma çare olmak değil de. meslek oda ve birliklerinin yönetsel
gücünü azaltma sanıları olsa gerek!
Mükellefin hukuksal durumu düşünüldüğünde durum daha da karmaşıklaşmaktadır.
Bir ‘Tebliği’n yasalar üstünde olamayacağı gerçeği düşünüldüğünde, mükellefin
özelgesi gelene kadarki süreçte yasal sorumlu durumuna düşmesi yarın için
iyimser olmamızı da ortadan kaldırmaktadır.
Bizim dileğimiz, ulusal ve mesleki çıkarlarımızında zamanın doğru ve gerçekçi
biçimde kullanılmasıdır.
Saygılarımla
Yahya Arıkan Başkan
395 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
| Resmi Gazete No |
27464 |
| Resmi Gazete Tarihi |
16.01.2010 |
1. Giriş
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesinde “Mükellefler, Maliye
Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan
vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından müphem ve tereddüdü mucip
gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilirler.
Yetkili makamlar yazı ile istenecek izahatı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak
mecburiyetindedirler.
Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı
istilzam etse dahi ceza kesilmez." hükmü yer almaktadır.
Bu
hükme göre mükellefler ve vergi sorumluları, vergi durumları ve vergi
uygulamaları bakımından kendileri açısından açık olmayan, tereddüt ettikleri
hususlar hakkında yetkili makamlardan yazı ile izahat isteme hakkına sahip olup,
yetkili makamlar da mükelleflerin yazı ile yapacakları taleplere yine yazıyla
cevap vermek durumundadırlar.
Bu
Tebliğ ile mükellef ve vergi sorumlularının izahat talebinde bulunmaları üzerine
idarenin vereceği yazılı cevaplara (özelgelere) ilişkin müracaatın nereye
yapılacağı, yetkili makamın neresi olduğu, özelge talebinin hangi konuları
kapsadığı gibi hususlara açıklık getirilmektedir.
2.
Özelgenin Konusu ve Kapsamı
Özelge, mükelleflerin ve vergi sorumlularının vergi durumları ve vergi
uygulamaları bakımından, kendilerince açık olmayan ve tereddüt ettikleri konular
hakkında yetkili makamlardan yazılı olarak açıklama talebinde bulunmaları
üzerine yetkili makamlarca kendilerine verilen yazılı görüştür.
Özelge talebi, mükelleflerin ve vergi sorumlularının vergi uygulamaları ile
ilgili işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra yapılacak başvuruları kapsamaz.
Vergi Usul Kanununun 120 nci maddesine göre vergi hataları ile ilgili yapılan
düzeltme talepleri ve anılan Kanunun 124 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığınca
incelenecek olan şikâyet yoluyla müracaat talepleri, özelge kapsamında
değerlendirilmeyecektir.
Aşağıdaki konulara ilişkin olarak yapılan müracaatlar, özelge talebi kapsamında
değerlendirilmeyecek ve yetkili makamlar tarafından cevaplandırılmayacaktır.
−
Başkalarının vergi durumları hakkında bilgi ve izahat talepleri,
−
Yargıya intikal etmiş olaylara ilişkin özelge talepleri,
−
Hakkında vergi incelemesi yapılmakta olan mükelleflerce veya vergi
sorumlularınca incelemeye konu olan işlemlerle ilgili özelge talepleri,
−
Somut bir olaya dayanmayan, teorik hususlara ilişkin bilgi ve izahat talepleri,
−
Mücbir sebep hali ilanı, vergi borçlarının terkini, belge düzenine ilişkin
yetkilerin kullanılması gibi kanunlarla uygulamanın tespitine dair Maliye
Bakanlığına yetki verilen konulara ilişkin talepler.
Öte
yandan, mükellefler ve vergi sorumluları tarafından sözlü ya da yazılı olarak
veya internet aracılığıyla, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair
Kanun veya 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu uyarınca yapılan talepler, özelge
kapsamında değerlendirilmeyecektir. Söz konusu taleplerin gereği, Gelir İdaresi
Başkanlığının ilgili birimlerince ve ilgili mevzuat çerçevesinde yerine
getirilecektir.
3.
Özelge Tayininde Yetkili Makam
Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye
istinaden, gereksiz yazışmaların önlenmesi ve işlemlerin daha kısa sürede
sonuçlandırılması amacıyla özelge tayinine Vergi Dairesi Başkanlıkları, Vergi
Dairesi Başkanlığı bulunmayan illerde ise Defterdarlıklar yetkili kılınmıştır.
Buna
göre mükellef ve vergi sorumluları, Gelir İdaresi Başkanlığından değil, doğrudan
yetkili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Defterdarlıklardan özelge talep
edeceklerdir.
4.
Özelge Talebinde Bulunabilecekler
Mükellefler ile vergi sorumluları, bunların mirasçıları, yetki belgesine sahip
kanuni temsilcileri veya vekilleri özelge talebinde bulunabileceklerdir.
Odalar ve birlikler gibi mesleki kuruluşlar, üyelerine bildirmek üzere özelge
talebinde bulunamayacak olup, talebin üyelerin kendileri tarafından yapılması
gerekmektedir.
5.
Uygulama Esasları
5.1.
Özelge Talebinin Yapılacağı Yer
Özelge taleplerinin, mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından
sürekli mükellefiyetlerinin bulunduğu Vergi Dairesi Başkanlıkları ile Vergi
Dairesi Başkanlığı bulunmayan illerde Defterdarlıklara yapılması esastır.
Öte
yandan, diğer mükellef veya vergi sorumlularının, ikametgâh veya kanuni
merkezlerinin bulunduğu Vergi Dairesi Başkanlıkları ile Vergi Dairesi Başkanlığı
bulunmayan illerde Defterdarlıklara; ikametgâhı veya kanuni merkezi
bulunmayanların ise Ankara, İstanbul ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlıklarından
herhangi birine başvurmaları gerekmektedir.
5.2.
Özelge Talep Formu
Özelge talepleri, Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesinde bir örneği yer
alan “Özelge Talep Formu" kullanılmak suretiyle yapılacaktır. Söz konusu form
kullanılmaksızın yapılacak özelge talepleri kabul edilmeyecektir.
5.3.
Özelgenin Hukuki Sonuçları
Vergi Usul Kanununun 369 uncu maddesinde, yetkili makamların mükellefin
kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları vergi cezası kesilmeyecek
hallerden biri olarak sayılmış, 413 üncü maddesinde de alacakları cevaplara göre
hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı istilzam etse dahi ceza
kesilmeyeceği belirtilmiştir.
Buna
göre, kendisine verilen özelgeye uygun hareket eden mükellef veya vergi
sorumlusuna, bu hareketleri cezayı istilzam etse dahi ceza kesilmeyecektir.
Öte
yandan, mükellef ve vergi sorumlularının vergi cezasına muhatap tutulmamaları
için, kendilerine verilmiş olan özelgenin, vergi uygulamaları ile ilgili
işlemlerinin gerçekleşmesinden önce yapılan taleplere ilişkin olması
gerekmektedir. Bir başka ifadeyle 369 ve 413 üncü maddeler itibariyle özelge,
yetkili makamlarca verildiği tarihten önce gerçekleştirilen işlemlerden dolayı
vergi cezası kesilmesini engellemeyecektir.
Diğer taraftan, Tebliğin ikinci bölümünde özelge kapsamında olmadığı belirtilen
hallerin varlığına rağmen, idarece verilmiş olan özelgeler de 369 ve 413 üncü
maddeler açısından hüküm ifade etmeyecektir.
6.
Yürürlükten Kaldırılan Tebliğ
188
Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Şikâyet Yolu ile Başvurma"
bölümü hariç diğer bölümleri bu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Tebliğ olunur.
|